|
seselen
|
 |
« Yanıtla #3 : 01 Ocak 2010, 18:46:06| » |
|
Kendi Fetvanı Kendin Verdin
Cafer Çelebi, Yavuz Sultan Selim'in nişancılarındandı. Yavuz kendisini sever ve hürmet gösterirdi. Fakat Çaldıran zaferi sırasında Cafer Çelebi'nin de askeri isyana teşvik edenler arasında olduğu anlaşıldı. O zaman hiç sesini çıkarmayan padişah, İstanbul'a gelince Cfer Çelebi'yi huzuruna çağırdı ve kendisine: - Askeri isyana teşvik edenlere ne gibi ceza verilir Çelebi, dedi. Başına gelecekten haberi olmayan Cafer Çelebi: - Eğer suçu sabit ise, o kimsenin derhal idamı gerekir, diye cevap verdi. Bunun üzerine Yavuz: - Bre Çelebi, kendi fetvanı kendin verdin diyerek Cafer Çelebi'yi cellada teslim etti.
Kavun Karpuz
Bir obur koca bir sepet üzümün başına geçmiş saplarından tutup salkımları ağzıyla sıyırıp sıyırıp göçürürmüş. Birisi bu hali görüp hayret etmiş de demiş ki: - Yahu üzüm tane tane yenir. Adam cevap vermiş: - O senin dediğin elma, armuttur. - Amma ettin ha! onlar dilim dilim yenir. - Etme be kardeş, o senin dediğin kavun karpuzdur.
alıntıdır (yeniçağ)..... Yahya Kemal, dostlarından birine rastlar: - Bu akşam yemeğini benimle yer misin? - Hay hay! Çok memnun olurum. Hiçbir mazeretim yok! der. Yahya Kemal gülümseyerek cevap verir: - İyi öyleyse bu akşam size geliyorum.
Musluklar Hariç Her Yer
Şair Eşref, Kırkağaç kaymakamlık binasının aktığını, tamir gerektiğini merkeze yazmış... Merkezden yazı gelmiş: - Nerelerin aktığını tek tek bildiriniz. Bunun üzerine Eşref meseleyi şöyle izah eder: - Efendim, musluklar hariç her yan akıyor.
alıntıdır.... Kalp
Birgün katı yürekli bir vezir hastalanır. Doktor tedavi eder. Doktora sorarlar: - Durumu nasıl? İyileşiyor. Kalbi 20 yaşında bir gencin kalbi gibi. Tevfik Fikret kıs kıs güler ve şöyle der: - Tabi öyle olacak, o kadar az kullandı ki!
Biber Mehmet Paşa
Osmanlı vezirlerinden Biber Mehmet paşa Budin'de valiyken, fakir bir adam yolunu kesip kendisinden sadaka istemiş. Biber Mehmet Paşa, ardından gelen kahyaya azametle: - Şu herife yarım akçe ver! diyerek yürümüş. Ancak adam parayı almamış ve tekrar paşa'nın yanına sokularak: - Paşa, Paşa! demiş, adın Bibner olsa da dilin tatlı olsun!
alıntıdır... Devlet Nasıl Çöker
Yavuz Sultan Selim, Mısır seferi dönüşünde başveziri Piri Paşa'yı çağırır ve der ki: - Bir çok memleket aldık. Haremeyn-i Şerif'in hizmetkarıı olduk. Allah'ın yardımı ile muhalif kimse kalmadı. Böyle olunca devlet için daha batma tehlikesi var mıdır? Piri Paşa cevap verir: - İnşallah bu devlet böyle giderse batmaz. Yalnız, sizden sonra evladınız zamanında sizde olmayan 3 şey meydana çıkar ise devlet çöker. Sözünü bitirmeden Yavuz araya girer: - Bre kara Türk! Benim hazinemde hazine, kullarımda kul, sefere lazım alet ve hayvan, neyüm eksüktür? Bu 3 nesne ne ola ki, Devlet-i Aliyye'nin zevaline sebep ola? Piri Paşa şöyle cevap verir: - Evet şimdilik görünen eksik birşey yoktur. İleride şu sayacağım 3 şey devlete musallat olursa, o zaman bu devletin karışıp yıkılması kaçınılmaz olur: 1- Devlet ahmak bir başvezire düşerse ( ne kadar da doğru...) 2- Rüşvet yolları açılır ve bu sebepten mevki ve makamlar ehli olana verilmez ise ( tıpkı şimdiki zaman gibi...) 3- Devleti idare edenler avratların muratları üzere hareket ederse( şimdi osmanlının yıkılmasındaki nedenlerden biri de budur zaten... doğruya doğru )
alıntıdır... Padişahın Şakası
Sultan IV. Murat, düzeninden çıkan devlet idarsini yeniden yoluna yordamına koymak için pek sert davranmış, bu arada da halkının selameti için pek çok adam da öldürmüştü. Bir defasında, halkın sokaklarda birbirine çarpmadan, itip kakmadan, dürtükleyip rahatsız etmeden gidip gelmesi için de bir ferman çıkardı, buna uymayanları ağır şekilde cezalandırmaya başladı.
İşler enikonu yoluna girmişti. bir gün olan biteni görmek için, bir hamal kılığında, Üsküdar'a geçti. Karşıdan gelen bir yeniçeriye kasten ve hızla yüklendi. adamın öfkelenip kendisi ile hırlaşmasını bekliyordu; fakat dev yapılı yeniçeri neferi büyük bir saygıyla yana çekildi: - Bağışlayın Padişahım, görmedim, diye özür diledi. Sultan Murat şaşımıştı: - Sen benim Padişah olduğumu nerden anladın? diye sordu ve şu cevabı aldı. - Aman Hünkarım; çıkarmış olduğunuz fermana uymamakk kimin haddine? hemen anladım ki buna uymayan kimse, olsa olsa Sultan Murat olur.
alıntıdır(yeniçağ) Fatih'in Cevabı
Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan, Fatih sultan Mehmet'i kendisine rakip görüyor, her fırsatta onunla boy ölçüşmek istiyordu. Nihayet işi o kadar ileri vardırdı ki, İstanbul'a bir elçi yollayarak şu istekte bulundu: 1- Vaktiyle Çelebi Mehmet'in kendisine yolladığı hediyeler devam etmeliydi. (Bu Fatih'ten bir nevi vergi istemekti) 2- Fatih, Pontus kralını tehditten vazgeçmeli idi. Elçiye: "Peki hükümdarınızın tutumu, bu dediklerini yapmazsam ne olacak?" diye soran Fatih Sultan Mehmet, ondan: - Hükümdarım üzerinize yürüyüp, dediklerini zorla yaptıracak, cevabını alıncı, gülerek: - Hükümdarına söyle zahmet etmesin, dedi. Önümüzdeki bahara ben kendisinin üzerine geleceğim; o zaman bir güzel ödeşiriz.
Dediğini de yaptı. Ertesi yıl açtığı seferde, Otlukbeli Savaşı'nda Uzun Hasan'ın tacını tahtını başına geçirdi.
alıntıdır(yeniçağ) Bektaşi'nin Baklavası
Bektaşinin biri, Hristiyan ve Musevi iki kardeşiyle bir ziyafete davetliymişler. Davet çok parlak olmuş. Yemekler nefis ve çeşitli imiş. herkes güzelce karnını doyurmuş. Sıra baklavaya gelince "Bunu yarına bırakalım, kahvaltıda yeriz" demişler. Biri "Bu gece en hayırlı rüyayı kim görürse o yesin" teklifinde bulunmuş. Kabul etmişler. Ertesi sabah Musevi davetli "sina dağında Hz. Musa'yı gördüm. Omuzumu okşadı." demiş. Hristiyan davetli de "Hz. İsa'yı gördüm. Beni alıp göklere çıkardı." diye rüyasını anlatmış. Bu sırada Bektaşiye sormuşlar: "ya, sen ne yaptın?" Bektaşi, "baktım ki, demiş. Arkadaşlardan biri gökyüzünde, biri Sina dağına çıkmış. Gelmeyeceğinizi sanarak baklavayı yedim."
alıntıdır (yeniçağ)
|