22 Mayıs 2012, 06:44:35| *
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
E-posta adresinize aktivasyon iletisi gelmediyse lütfen buraya tıklayın.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular: BURASI BALIKESIR KEPSUT    
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara KEPSUT RADYO GoogleTagged Giriş Yap Kayıt  
WWW.KEPSUT.BIZ FORUM SAYFAMIZ KISA BIR ZAMAN ÖNCE HACKLENMISDIR VE SIMDI YINE YAPIM ASAMASINDADIR KISA BIR ZAMAN ICINDE YINE GÜVENLI BIR ORTAMDA BURADA OLACAGIZ. kepsut@kepsut.biz
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Eczacilar Yanlis yapti  (Okunma Sayısı 1694 defa)
Karacaltili/m.filiz
Ziyaretçi
« : 05 Aralık 2009, 18:50:12| »

Evet bence Eczacilar yanlis yapti .
1 .Kendilerinin  haksizliga ugradiklari icin bir gün eylem yaptilar kendi cikarlari icin halki perisan ettiler .
2.Kendilerini düsündükleri icin Halki hic düsünmediler düsünseydiler Cuma yerine sali carsamba persembe yapardilar .
3. Serbes Fiyasa kosullarina uymalari lazim fiatlar inerde cikarda Fiatlar cikarken tiik yok ama inince ortaligi galyana getirdiler.
Iste Sizin saglik anlayisiniz bu kadar.
Kayıtlı
Karacaltili/m.filiz
Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : 06 Aralık 2009, 21:10:27| »

Taraf gazetesinden Ramazan Çanakkaleli, ilaçtaki indirimle ilgili gerçekleri yazdı

erhaba sevgili okuyucular, geçtiğimiz cuma günü eczaneler Türkiye genelinde kepenk kapatma eylemi yaptı. Birçok vatandaşımız eczanelerin neden kepenk kapattıklarını anlayamadı ama Türkiye Eczacılar Birliği’nin ve eczacı odalarının koparttıkları gürültüden haklı olduklarını zannetti. Türkiye genelinde 24 bin civarında eczane var, bunların 22 bin 854 tanesi Sosyal Güvenlik Kurumu ile anlaşmalı; SGK ile anlaşmalı olmayan eczaneler de canları istediği için SGK ile anlaşma yapmamış değiller, muvaazalı eczane işletilmesi, SGK protokolüne aykırı işlem yapılması, sahte küpür fatura edilmesi, denetimlerde eczanede belli bir sayının üzerinde sağlık karnesi ve/veya rapor bulunması gibi gerekçelerle, SGK onlarla yapmış olduğu anlaşmayı belli bir süre feshetmiş veya hiç anlaşma yapmamıştır. SGK ve kamu kurumlarıyla anlaşma yapmayan bir eczanenin faaliyetine devam edebilmesi neredeyse imkansızdır çünkü eczaneler ilaçlarının yüzde 95’ini SGK’lı veya devlet tarafından ilaç harcamaları karşılanan kişilere satıyor.

Eczacıların talebi ne?
Gerek Türkiye Eczacılar Birliği’nin gerekse eczacı odalarının kamuoyu bildirileri teker teker incelendiğinde

1-İlaç Fiyat Kararnamesi’nde yer alan eczacı kârlılık oranının talepleri dikkate alınarak yükseltilmesi; stok zararlarının karşılanması,

2-Eczacıya kutu başına meslek hakkı verilmesi,

3-İlaç firmalarının kamuya yaptıkları iskontoların eczane ekonomilerine getirdiği yükü ortadan kaldıracak düzenlemelerin acilen yapılması şeklindeki başlıca üç tane taleplerinin olduğunu görüyoruz. 4 aralıktaki eylemin çıkış noktası aslında söz konusu tarihte yürürlüğe girecek yeni ilaç fiyat kararnamesiyle 7000 civarında ilacın fiyatının düşmesi sonucu eczacıların ellerinde bulunan stoklardan dolayı zarar edecekleri endişesiydi. Ancak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer’in, 4 aralık öncesi eczacıların stok zararlarının karşılanacağı ve üretici firmalardan yazılı taahhüt aldıkları şeklindeki açıklamayla eczacıların yapacakları eylem gerekçesiz kaldı. Ancak buna rağmen eylem yapıldı.

İlaç fiyatları nasıl belirleniyor?
Yıllarca pahalı ilaç tüketen halkımızın daha ucuza ilaç almasını ve devletin ilaç harcamalarını azaltmaya yönelik geçtiğimiz yıllarda bir dizi çalışma yapıldı. Bunun sonucunda 2007’den itibaren referans ülke fiyat uygulamasına geçildi ve ilaç fiyatlarında çok büyük düşüşler sağlandı. Yazılı ve görsel medyada sık sık gündeme getirilen “referans ülke fiyat uygulaması” ifadesinin ne demek olduğunu birçok okuyucumuz merak etmiştir. Referans ülke fiyat uygulaması; Türkiye’de satılan bir ilaç İtalya, Fransa, İspanya, Portekiz ve Yunanistan’da da satılıyorsa, bu ülkelerden en düşük fiyatla satılan ülkenin ilaç fiyatı baz alınarak Türkiye’de de o fiyatın TL karşılığından satılması anlamına geliyor ve bunu Bakanlar Kurulu kararlaştırıyor. Orijinal ilaçlarda referans ülke fiyatları yüzde 100 olarak uygulanırken, jenerik (Orijinal ürünü referans alarak sağlık otoritelerince ruhsatlandırılmış/izin verilmiş orijinal ürünle aynı etkin madde/maddeler içeren; aynı etki ve emniyete sahip olan ürün) ürünlerde yani ilk piyasaya çıkış tarihinden itibaren 20 yıl geçmiş ilaçlarda bu oran yüzde 80 olarak uygulanmaktaydı. Yeni kararnameyle birlikte bu oran yüzde 60’a düşürüldü. Eczacıların itiraz noktası işte burada başladı. Halkın daha düşük bedelle ilaç tüketmesinin önü açılmışken kendilerinin stok zararlarının oluşacağını öngördüler.

İlaçta indirimin yansımaları nasıl olacak?
İlaçta indirimle birlikte vatandaş ilacı kendi parasıyla alıyorsa daha az bedel ödeyecek, ilaç bedellerini SGK ve devlet karşılıyorsa (sigortalı, yeşil kartlı vs.) ilaç katılım paylarını daha az ödeyecek. SGK’nın toplam ilaç harcamalarında düşüş olması bekleniyor. Vatandaşın ilaca erişimi 2005 öncesine göre çok daha kolay olduğundan SGK’nın ilaç harcamalarında düşüş olmasa bile en azından bir miktar frenleme olacaktır.

İlaç fiyat kararnamesi eczacıların kârını arttırdı.
Kamu tarafından 2007’de 11.130 milyar TL, 2008’de 12.962 milyar TL ilaç ödemesi yapıldı. 2009’da gerçekleşecek toplam ilaç ödemesinin ise 15.586 milyar TL olması öngörülüyor. Bu rakamlardan da görüleceği gibi son iki yılda ilaç pazarı yüzde 40 büyüdü. Ayrıca, yine eczanelere yönelik olarak düşük cirolu eczanelerin lehine iyileştirme yapmak amacıyla, Temmuz 2008’den itibaren kamu ile anlaşmalı eczanelere uygulanan eczacı iskonto oranları revize edilmiş ve 350 bin TL’nin altında KDV hariç cirosu olan eczanelerden iskonto istenmeyerek, diğerlerine de iskonto oranı en yüksek yüzde 2.5 uygulanarak, 2009’un başında ilaç fiyat kararnamesi ile eczanelerin kârlılık oranı yükseltildi. Bu sayede eczanelere toplam 495 milyon TL ek kaynak sağlandı. Diğer taraftan, 2008 ile kıyaslandığında, 2009’da eczanelerin ciroları yüzde 20 arttı. Böylece eczane başına ortalama aylık brüt kâr 2008’de yaklaşık 14.000 TL’den 2009 yılında 17.000 TL’ye yükselmiştir. Ancak, 2008 yılının ikinci yarısından bu yana tüm dünyada ve ülkemizde etkisini hissettiren küresel ekonomik krizle mücadele çerçevesinde, sağlık harcamalarında da bazı önlemlerin alınması zorunlu hale gelmiştir. Zira 2008’de sadece yüzde 0.9 büyüyen ekonomimiz, 2009’da yüzde 6 küçülecek. Bu dönemde yaşanan krizin etkisi ile yaklaşık 1 milyon çalışan işsiz kaldı, önemli ve büyük sektörlerdeki firmalarda yüzde 15’lere varan daralmalar gerçekleşti.

İlaç Fiyat Kararnamesi’yle ilaç fiyatlarında düzenleme yapılıyor. Bu düzenlemeler içinde eczanelere yönelik doğrudan herhangi bir karar ya da uygulama söz konusu değil. Sadece ilaç sanayiyle varılan mutabakatla ilaç fiyatlarında indirim sağlanıyor. İlaç fiyatlarındaki bu indirimler hem vatandaşlarımızın ilaç teminindeki giderlerini, hem de kamu sağlık harcamalarını azaltacaktır. Ancak bu durum eczanelerin kârlarında ilaç fiyatlarındaki düşme sebebiyle küçük bir azalmaya da neden olabilecektir. Kamuyla anlaşmalı eczanelerin reçete sayısı ve fatura potansiyeli incelendiğinde, kâr düşüşü olabilecek eczanelerin daha çok büyükşehir merkezlerinde yoğunlaştığı tespit edildi. Türkiye’de sadece bir eczane olan ilçe sayısı 118’dir. Bu ilçelerdeki eczanelerden yıllık cirosu 400 bin TL’den az olan eczane sayısı ise sadece 41’dir. Bu eczanelerden ilaç fiyatlarındaki düşüşten etkilenerek kapanma ihtimali olan eczane sayısı ise sadece 9’dur. Ayrıca, son beş yılda her yıl yaklaşık 650 eczane kapanıyor ve yeni 1050 eczane açılıyor. Eczane kapanma ve açılmalarını doğrudan bu tedbirlerle ilişkilendirmek doğru değildir.

Sabahtan kepenk kapatan eczaneler ilerleyen saatlerde açtı. SGK tarafından 4 aralık cuma günü saat 10.30’da 5402, 12.30’da 6218, 14.30’da 7133, 16.30’da 7529 ve 18.30 itibariyle ise 7857 eczanenin eczane provizyon sistemi üzerinden reçete girişi yaptığı açıklandı. Bu rakamlar sağduyulu eczacıların eyleme itibar etmediklerini gösteriyor. Eczacılarla yaptığım görüşmelerde eyleme destek vermek istemeyen çok sayıda eczacının olduğunu, ancak eczacı odalarının eczaneler üzerinde varolan denetim yetkisinin “mahalle baskısı” oluşturduğu ifade edildi. SGK yetkililerinin yeni protokol dönemlerinde bu hususu göz önüne alarak protokol hükümlerinde değişiklik yaparak eczacı odalarının mahalle baskısını azaltıcı önlem almaları yerinde olacak.
Kayıtlı
zemheri
Kıdemli Üye
****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 108


« Yanıtla #2 : 06 Aralık 2009, 21:46:27| »

Sadece tasarrufu ilac fiyatlarinda yapmamak lazim,tanidigim bir eczaci arkadasim var yaninda bir saat kaliyorum satilan ilacin haddi hesabi yok.Adam ufacik soguk alginligi icin doktora gidiyor bes alti cesit ilac yaziliyor bunun onune gecilmesi gerekir,valla fiyatlar dusunce iyi olur,birazda gariban halkin yuzu gulsun.Degilimi ama?
Kayıtlı

BiR ZEMHERi MEVSiMiYDi, AYAZDA BIRAKIP GITMiSTiN HAYALLERiMi........
Karacaltili/m.filiz
Ziyaretçi
« Yanıtla #3 : 21 Aralık 2009, 16:55:07| »

Dört yılda eczanelerin müşterisi ve ciroları ikiye katlandı. Ödeme sistemi hızlandırıldı. Ancak TEB, verilen tavize rağmen 'ilaç vermeme' tehdidiyle gerilimi tırmandırdı.

Sosyal Güvenlik Kurumu ile Türk Eczacıları Birliği arasında yaşanan ilaç krizinin perde arkası...

Mütemadiyen gündemimizi işgal eden ilaç ve eczane tartışması, son günlerde yine gündeme oturdu. Hatırlanacağı üzere bu yılın başında da Sosyal Güvenlik Kurumu ile Türk Eczacıları Birliği (TEB) ilaç alım protokolü konusunda kriz noktasına gelmişti. Daha sonra bazı pürüzlerin aşılmasıyla birlikte protokol imzalandı. Fakat ne zaman ki Hükümet ilaç firmalarıyla masaya oturdu ve 2010 yılında 2,5 milyar TL'yi devletin ve vatandaşın cebinde bırakacak bir formül buldu, TEB'den yine bir feryat yükseldi. "Bizim stoklarımız var, ilaç fiyatlarında yapılacak indirim stoklarımız için uygulanmasın" denildi. SGK buna da bir çözüm buldu ve 75 gün boyunca indirimli fiyatların uygulanmayacağı duyuruldu. Ancak bu taviz de TEB'i tatmin etmedi ve gerilimi tırmandırmaya devam etti ve hâlâ da ediyor.

Biraz geçmişe gidelim

İsterseniz Türkiye'de eczacıların sadece son 4-5 yılda nereden nereye geldiğini kısaca hatırlayalım. 2005 yılına kadar bütün SSK'lılar ve hak sahipleri (yaklaşık 37 milyon kişi) SSK hastanelerinde tedavi olabiliyor ve ilaçlarını da bu hastanelerdeki eczanelerden alıyorlardı. Bunun dışında çok sınırlı sayıdaki serbest eczaneden ilaç alabiliyorlardı. Aynı yıl içerisinde SSK hastaneleri Sağlık Bakanlığı'na devredildi. Bu kapsamda SSK'lıların bütün hastanelere başvurmaları ve bütün serbest eczanelerden ilaç alabilmelerinin yolu açıldı. Yani bugün sayıları 24 bin civarında olan serbest eczanelere ilave 37 milyon müşteri yönlendirilmiş oldu. Doğal olarak bütün eczaneler hem müşterilerini hem de cirolarını ikiye katladı.

Öte yandan eczacılara yapılan jest bununla da sınırlı kalmadı. Ödeme sistemi hızlandırıldı, 7-8 ayda ve bazen yıla varan sürelerde devletten para alabilen eczacılara, 45-50 günde ödeme yapılmaya başlandı. Buna ilaveten düşük cirolu eczacıları gözeten çok sayıda düzenlemeye gidildi.

TEB devreden çıkarılmazsa...

Eczacılara yönelik bunca iyileştirmeye rağmen, TEB'in sürekli gerilim politikası izlemesini izah etmek mümkün değil. Bir kere eczacıların şunu iyi bilmesi gerekiyor ki eczacılara yönelik bunca iyileştirme TEB'in oluşturduğu baskı gücünden değil, vatandaşın sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırmaya dönük hükümet politikasından kaynaklanıyor. Yoksa TEB bu ülkede birkaç yıldır değil, 1956 yılından beri vardı.

Diğer taraftan 72 milyonluk bir ülkenin, ilaç gibi en temel sağlık gereksinimine ulaşması hiçbir örgütün, kişinin ya da grubun keyfine bırakılamaz. Daha da önemlisi, insanların ilaca ulaşamama riskini pazarlık gücüne dönüştürmek hiç kimsenin hakkı değildir. Dolayısıyla ilacı pazarlık konusu olmaktan çıkarmak için SGK'nın TEB ile değil, her bir eczane ile tek tek sözleşme imzalaması hayati
Sadettin ORHAN Bugün
« Son Düzenleme: 21 Aralık 2009, 19:56:24| Gönderen: Karacaltili/m.filiz » Kayıtlı
Karacaltili/m.filiz
Ziyaretçi
« Yanıtla #4 : 27 Aralık 2009, 21:45:09| »

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) 2009 yılı Olağan Genel Kurulu'nda konuştu. Erdoğan konuşmasında ilaç sektörüyle ilgili açıklamalarda bulundu.

İlaç şirketleriyle anlaşıldığını ifade eden Başbakan Erdoğan, eczacıların olumsuz yanıtlar verdiğini söyledi. Erdoğan, eczacılıkta göreve geldiklerinde bütün SSK hastanelerinde ne kadar eczane varsa hepsini kapattıklarını, 2003'ün rakamıyla yaklaşık 2,5 katrilyonluk bir kaynağı o günün eczanelerine devrettiklerini anlattı.

Erdoğan şunları belirtti: ''Serbest eczaneler artık onu kullanmaya başladı. Böyle bir imkanı sağlamışız ve kimlerle görüşüyorsak, konuşuyorsak 'sağ olun var olun, çok iyi kazanmaya başladık. Şöyle oldu böyle oldu' derken şimdi tabi fazla kazanmanın bittiği nokta yok ki. Biz de diyoruz ki batının limitleri neyse bu limitlerde bu süreci götüreceğiz. İlaç sanayi ile hepsi ile anlaşıyoruz, mutabık kalmışız, eczacılar hemen dediler ki 'hayır olmaz, biz anlaşmıyoruz' ne olacak? 'biz bir günlük kapatma eylemi...' Kardeşim bak yaptığınız iş doğru değil, oturduk konuştuk hatta ilaç sanayi aradaki farkı biz ödeyeceğiz demesine rağmen onlar da böyle bir eyleme girdi. Ama siyasi ne yaptı? Hemen onu da kullanmaya başladı.

Biz şimdi ne yaptık. Biz de diyoruz ki kardeşim buyurun size 15 Ocak'a kadar müsaade direkt olarak gelirsiniz SGK ile anlaşmanızı yaparsınız ve anlaşmayı da yapmak suretiyle biz eczacılarla baş başa bu işi götürürüz. Artı aynen Amerika'da olduğu gibi artık marketlerde, süpermarketlerde ecza ile ilgili stantlar kurulmasına yönelik de bir çalışmayı ayrıca yürütüyoruz. Bu işi geliştireceğiz. Bunun başka çaresi yok. Tekel oluşturmayacağız. Her yerde rekabet alanını geliştireceğiz. Bilimden sanata her yerde. Bunu yapmak durumundayız. Aksi takdirde uluslararası camiada biz o beklediğimiz sıçramayı yapamayız.''
haberturk
Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  


 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.16 | SMF © 2011, Simple Machines XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!
Bu Sayfa 0.327 Saniyede 21 Sorgu ile Oluşturuldu

17 Mayıs 2012, 08:58:03|