
BALIKESİRLİ
Balıkesir'de Akşam
Zannımca karanlık, göklerde Deniz..
Dibi, şeffaf bir zar... nazenin, ürkek
Belli ki: delinir, her gün ansızın...
Önce akar, Dursunbey'in Dağı'na! ...
Çöllerde yarılmış taşlar üstüne
Nasıl damlar, yağmur; ince tül gibi...
Toprağın kokusu ciğerlerinde
Serinlik, dallarda kızıl gül gibi..
Erimiş kurşun gibi; yayılır, akar artık...
Dursunbey'den, ovaya...ta Ayvalık'a kadar
Siyah bir yorgan sanki, ak kuğu tüylerinden
Gece...mazlum anası, belki şafağa kadar!
Denizin, yeşilin,dağın Türkçe’si
İşte Balıkesir! ... Zağnos'tan kalan
Ve bir Fatiha’dır... zaman içinde
Paşa Camii'nde, bir dosttan kalan...
* TARİHÇESİ___
Balıkesir dolaylarında ilk defa adı geçen şehir Agiros (Achiraus)’dur. Daha sonraları İmparator Hadrianus burada bir şato yaptırmış, Paleo diye şöhret kazandırmıştır. Sonradan burada kurulan şehre, bu isimden bozma olarak “Balıkesir” dendiği bir çok tarihçilerce kabul edilir.Balıkesir adının, bölgeyi zapteden İranlı Devlet adamlarından Balı- Kisra’nın adından geldiği veya Polikayseros’ dan bozma olduğunu söyleyenler de vardır. Bazı tarih ve coğrafya kitaplarında Balıkesir’in yerinde “Balak Hisar” veya “Balık Hisar” yazılır. Türklerin Orta Asya’nın bir hatırası olarak, burada kurulan şehre Balık Hisar (Hisar Şehri) demiş olmaları akla gelebilir Fakat bunu ispat etmek mümkün değildir. İbni Batuta ve diğer arap kaynaklarına göre , Balıkesir şehri Karesi Bey tarafından kuruldu. Karesi Vilayeti, 2.Meşrutiyetin ilanına müteakip, müstakil mutasarrıflık haline getirildi. 1923 yılında, bir kanunla Karesi deyimi kaldırılarak “Balıkesir” sözü aynı zamanda Vilayetin de adı oldu.
* ATATÜRK"ÜN PAŞA CAMİİ"NDE YAPTIĞI KONUŞMA (BALIKESİR HUTBESİ)
Ey millet, Allah birdir. Şanı büyüktür. Allah"ın selâmeti, atıfeti ve hayrı üzerinize olsun. Peygemberimiz Efendimiz, Cenâb-ı Hak tarafından insanlara hakâyık-ı diniyyeyi tebliğe me"mur rasûl olmuştur. Kanun-u Esâsîsi, cümlemizce malûmdur ki, Kur"anı azümişşan"daki nusustur. İnsanlara feyz vermiş olan dinimiz, son dindir. Ekmel dindir. Çünkü dinimiz akla, mantığa, hakikate tamamen tevâfuk ve tetâbuk ediyor. Eğer akla, mantığa, hakîkate tevâfuk etmemiş olsaydı, bununla diğer kavânin-i tabiiyye-ı ilâhiyye beyninde tezad olması icab ederdi. Çünkü bilcümle kavanin-i kevniyyenin menbaı Cenab-ı Haktır.
Arkadaşlar; Cenab-ı Peygamber mesaisinde iki dâra, iki hâneye mâlik bulunuyordu. Biri kendi ikâmet eylediği hânesi, diğeri din işleriyle iştigal buyurduğu Allah"ın evi idi. Kendi husûsi işlerini kendi evinde görür, âmmenin, ümmetin hizmetini de Allah"ın evi olan câmi-i şerîf"te ru"yet eylerdi. Biz de hazret-i peygamber"in usûlüne ikdida ederek, milletimize teallük eden husus için şu Beytullah"ta toplandık. Şimdi Hazret-i Allah"ın huzurundayız. Bunu bana müyesser eden Balıkesir"in dindar ve kahraman insanlarına arz-ı şükran ederim. Çok memnunum ve bu vesile ile büyük bir sevâba nâil olacağımı ümid ediyorum.
Efendiler, câmiler birbirimizin yüzüne bakmaksızın yatıp kalkmak için yapılmamıştır. Her şeyden evvel itâat ve inkıyâd-ı tâmme ile ibâdet, din ve dünya için neler yapılması lâzım geldiğini düşünmek için yapılmıştır. Millet işlerinde her ferd başlı başına bir hizmet ifa etmelidir. İşte biz de burada din ve dünya için istiklâl ve istikbâlimiz iç:in, bilhassa hâkimiyetimiz için neler düşündüğümüzü meydana koyalım. Ben yalnız kendi düşüncemi söylemek istemiyorum. Hepinizin düşüncelerini anlamak istiyorum.mal-i milliyye, irâde-i milliyye yanlız bir şalısın düşüncesinden değil, bil"umum efrâd-ı milletin arzularının,
Emellerinin muhassalasından ibârettir.
Binaenalyh benden ne öğrenmek, ne sormak istiyorsanız serbestçe sormanızı rica ederim.
..........SARIKIZ EFSANESİ...........
Marmara ve Ege bölgelerini birbirinden ayıran ve genç dağlar grubuna giren Kazdağları'nın en yüksek tepesine Sarıkız Tepesi adı verilmektedir. Bu tepenin adı hakkında pek çok efsane anlatılmaktadır.
Çok eski zamanlarda Güre köyünde çok güzel bir kız varmış. Bu kızı köyün bütün gençleri sever ve evlenmek isterlermiş. Adı Sarıkız olan bu güzel kızın babası ise bin bir zahmetle büyüttüğü kızını, talip olan gençlerin hiç birine vermezmiş. Bunun üzerine gençler Sarıkız'a iftira etmişler. Köylüler de Sarıkız'ın babasına giderek:
"Kızın kötü yola saptı. Ya kızını öldürürsün ya da buralardan çekip gidersin" demişler.
Düşünüp taşınan baba, kızını öldürmeye kıyamaz; ancak köylülerin yüzüne bakabilmek için Sarıkız'ı gözden uzak tutmak gerektiğini düşünür.
Kızını yanına alan baba, Kazdağı'nın zirvesine çıkar ve güttükleri kazlarla birlikte kızını bırakıp geri döner. "Kurt kuş yerse de gözüm görmesin, yaşarsa da herkesten gizli yaşasın" demiş.
Kazdağı'nda kalan Sarıkız ölmemiş ve kazlarını gütmeye devam etmiş. Hatta yolunu, izini kaybedenlere yardımcı olmuş. Bu durum kısa zamanda babasının kulağına gitmiş.
Kızının ölmediğini öğrenen baba, Kazdağı'na kızının yanına çıkmış. Dağda kaz çobanlığı yapan Sarıkız, babasını görünce sevinmiş, ona yemek ikram etmiş. Yemek sırasında babası kızından su istemiş. Sarıkız elini uzatarak kilometrelerce aşağıdaki Güre çayından su alarak babasına vermiş. Babası kızının ermiş olduğunu görünce pek sevinmiş.
Sarıkız'ın öldüğü ve bugün kabrinin bulunduğu yere Sarıkız Tepesi, babasının öldüğü yere ise Babatepe veya Kartaltepe adı verilmektedir.
Kültürümüzün en renkli kaynaklarından olan efsanelerimiz unutulmamak için çoğu zaman bir maddi ize veya mekana bağlanır. Sarıkız efsaneleri de böyledir. Kaz dağlarının zirvesindeki Sarıkız Tepesi ve bu tepenin üzerindeki kabir, Sarıkız efsanelerinin günümüze kadar ulaşan izleridir. Şimdi anlatacağımız efsane ise farklı bir Sarıkız efsanesi olarak dikkati çekmektedir. Ancak bağlı bulunduğu iz yine aynıdır.
Delikanlının biri güzeller güzeli bir kıza aşık olmuş. Kız, evlenme şartı olarak, delikanlıdan gücünü ispatlamasını istemiş. Bu şarta göre delikanlı sırtına yüklenen tuz çuvallarını taşımak zorundadır. Delikanlının sırtına tuz çuvalları yüklenmiş. Yamaçtan tırmanırken çuvallar dengesini kaybetmiş ve delikanlı yuvarlanarak göle düşmüş. Tuzlar ıslandıkça çuvallar ağırlaşmış ve delikanlıyı suyun derinliklerine çekmiş. Köy halkıbu acıya sebebiyet verdiği için kıza öfkelenmişler. Ona yumurtalar atmışlar. Sarı Kız adı da buradan kalmış.
Öfkeleri yatışmayan köylüler babasına giderek kızını şikayet etmişler ve onu yok etmesini istemişler. Babası yumurtalara bulanmış kızını alıp tepeye çıkmış. Kızını öldürmeden önce abdest alıp namaz kılmak isteyen baba kızından su bulmasını istemiş. Kız delikanlının boğulduğu gölün suyundan getirmiş. Su tuzlu olduğu için babası yeniden tatlı su bulup getirmesini istemiş. Bunun üzerine kız ayağını yere vurmuş, o anda yerden bir kaynak suyu fışkırmaya başlamış. Durumu gören babası kızının ermiş olduğunu anlamış ve onu öldürmekten vazgeçmiş. Kimsenin zararı dokunmasın diye de suyun etrafını taş duvarla çevirmiş.
Kaz dağlarının zirvesindeki bu kaynak, bugün hala yörede şifalı olarak bilinmektedir. Ayrıca hem Sarıkız'ın, hem de babasının öldükleri yerler kutsal sayılmaktadır. Babasının öldüğü ve bugün kabrinin bulunduğu kabul edilen yere Kartaltepe veya Babatepe; Sarıkız'ın kabrinin olduğu tepeye ise Sarıkız Tepesi adı verilmektedir. Bu tepelerin ermiş bir kız ile babasına izafe edilmesi ise elbetteki eski Türk inanışlarındaki dağ kültünün bir yansımasıdır.
Kazdağı'nın zirvesinde bulunan Sarıkız'ın kabri bugün de yöre halkı tarafından ziyaret edilmektedir. Her yıl 14-16 Temmuz tarihleri arasında Akçay'da yapılan Zeytin Festivali'nde Sarıkız da temsil edilmektedir. Ayrıca Sarıkız'ın kabri başında herkesin dileğini yazabildiği büyük bir dilek defteri bulunmaktadır.
* Yay/ada Hakkında.....
Yapısal özellikleri ile Yaylada...
1980'li yılların ikinci yarısında ülkemizde ve özellikle büyük illerimizde Batı normlarını taşıyan modern, büyük ve toplu mağazacılık hareketi başlamıştır. 20 yılı aşkın alışveriş merkezi, spor kompleksi, turistik tesis gibi alanların inşaat ve işletmeciliği konusunda tecrübeli olan Yayla Grup, Balıkesir’in bu tür bir alışveriş merkezi ihtiyacını göz önünde bulundurularak Balıkesirlilere zevkli bir alışveriş ortamı sağlamak için Yaylada Balıkesir’i projelendirilmiş, ve hayata geçirmiştir. 2007 Ekim’de hizmete giren Yaylada Balıkesir’in , her şeyin en ince ayrıntısına kadar düşünüldüğü ayrıcalıklı bir mekân olması için 2 yıl önceden çalışmalara başlanarak özenle hazırlanan tüm araştırmalar bir araya getirilmiş ve Balıkesir’in ilk alışveriş merkezinin oluşturulmasına karar verilmiştir.
Yaylada, bölgesel olarak yaşanan tüm alışkanlıklar ve istekler büyük bir titizlikle gözlemlenerek biçimlendirildi. Yaylada, yerli ve ithal markalar, bayan-erkek-çocuk giyim, hipermarket, ayakkabı, kişisel bakım ve güzellik ürünleri, spor, aksesuar, fast food, cafe’ler, sinema, optik, mücevher, oyuncak, eğlenceli çocuk alanları, teknoloji market, ev tekstili vb genel ihtiyaçların hepsini bir arada bulabileceğiniz Batı normlarında bir alış veriş merkezidir. Geniş mağaza yelpazesi ile farklı ürünler sunmayı hedefleyen Yaylada Alışveriş Merkezi, toplam 75 markaya ev sahipliği yapmaktadır.
3 kattan oluşan Yaylada Alışveriş Merkezinde iklimlendirme cihazları, yangın ihbar ve söndürme sistemleri, modern güvenlik sistemleri, yangın algılama ve uyarma sistemi, merkezi müzik yayını ve kusursuz bina otomasyon sistemi ile ziyaretçilerinin güvenli, konforlu ve temiz bir ortamda vakit geçirmeleri hedeflenmektedir. 27.500 m² toplam alana sahip komplekste, alışveriş merkezi 22.000 m² alana kuruludur. 7 adet yürüyen merdiven, 2 adet panoramik asansör ve Alışveriş Merkezine bağlı 2 kattan oluşan asansörleri ile ziyaretçilerine donanım olanağı sağlamaktadır.